YUNUS EMRE

 * 

EDEBİ HAYATI ve ESERLERİ

Şiir sanatında mucizeler oluşturmuş muhteşem bir şairdir Yunus Emre… Bazılarının yakıştırmalarının aksine; toplum için sanat, sanat için sanat ve benzeri kaygıları olmadığı gibi, hiçbir zaman da böyle bir eksiklik duymamıştır.

Aşk, doğa, sıla, özlem, inanç, ibadetler, ölüm ve ölümlü oluşu konu alan; ahlaki öğütler veren, her zaman Yaradan ve yaratılanlara karşı sevgisini haykıran bir “Aşk Ozanı”dır Yunus Emre…

Şiirlerini okuduğumuzda; Allah aşkıyla yanan, onun verdiği her nimete sevinen, mutlu bir mutasavvıfla karşılaştığımızı anlarız hemen…

Hece ve aruz vezinlerinin her ikisini birden kullanmıştır eserlerinde… Hece vezniyle yazdığı şiirlerde, bu tarzın tüm kalıplarını büyük bir rahatlıkla uyguladığını görürüz. En ünlü şiirleri de bu ölçü sistemiyledir. Bu demek değildir ki; aruz vezniyle yazdıkları, hece vezniyle yazılanların başarısından uzaktır. Asla!..

Divan şiirinin sanatsal yapısına yeteri kadar vâkıf olduğu, aruzu kullanım şeklinden bellidir. Aruz veznini de hece vezni gibi büyük bir başarıyla uygular. Divan’ında, divan edebiyatına has “Mesnevi, Gazel, Musammat” bölümlerinin olduğunu söylemeye gerek yoktur herhâlde… Geleneksel halk şiirindeki simge ve mecazları kullandığı gibi, büyük kısmı özgün olan; mazmun ve mecazlara da başvurur. Bunları yaparken de sanki halk şiiri söylermiş gibi rahattır.

Genelde yarım kafiyeye rağbet etmiş, redife başvurmuştur. Halk şiiriyle dergâh şiirinden gelen bir gelenektir bu… Nazım birimi olarak, dönem dönem beyit kullansa da genellikle şiirlerini dörtlüklerle örer.

O şiirleri okurken, kır ve köy hayatının doğallığını yaşar insan. Ona göre; sevgisiz adam, odun gibidir. Şair, bülbül; derviş, meyve veren ağaçtır. Gül, kemale ermeyi ve uysallığı simgeler. Gönül, dikenli  bahçe; dikense isyan eden asidir.

Şiirlerinin toplandığı Divan’ın ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlendiği bilinmektedir. Bizim Yunus’tan çok sonra yaşamış başka Yunus Emrelerin şiirleri; üslup, tarih ve konuları itibarıyla incelenerek Divan’dan ayıklanmıştır.

Bilinen eserlerini iki başlıkta toplayabiliriz.

I – Divan
II – Risaletü’n-Nushiye [Öğüt Kitapçığı]

 

ŞİİRLERİNDEN İKİ ÖRNEK

AŞKIN ALDI BENDEN BENİ
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni.
*
Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni.
*
Aşkın âşıklar oldurur
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni.
*
Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni.
*
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni.
*
Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni.
* 
Yunus’durur benim adım.
Gün geçtikce artar odum.
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni…
 
 * * * * * * * * * * * *   
 
ŞOL CENNETİN IRMAKLARI
Şol cennetin ırmakları,
Akar Allah deyu deyu.
Çıkmış İslam bülbülleri,
Öter Allah deyu deyu.
 
Salınır tuba dalları,
Kur’an okur hem dilleri.
Cennet bağının gülleri,
Kokar Allah deyu deyu.
 
Kimi yiyip, kimi içer,
Hep melekler rahmet saçar.
İdris nebi hülle biçer,
Diker Allah deyu deyu.
 
Altındandır direkleri,
Gümüştendir yaprakları.
Uzandıkça budakları,
Biter Allah deyu deyu.
 
Aydan arıdır yüzleri,
Misk ü amberdir sözleri,
Cennette huri kızları,
Gezer Allah deyu deyu.
 
Hakk’a âşık olan kişi,
Akar gözlerinin yaşı,
Pürnur olur içi dışı,
Söyler Allah deyu deyu.
 
Ne dilersen Hak’tan dile,
Kılavuzla gir bu yola.
Bülbül âşık olmuş güle,
Öter Allah deyu deyu.
 
Açıldı gökler kapısı,
Rahmetle doldu hepisi.
Sekiz cennetin kapısı,
Açar Allah deyu deyu.
 
Rıdvan dürür kapı açan,
İdris dürür hülle biçen.
Kevser şarabını içen,
Kanar Allah deyu deyu.
 
Miskin Yunus var dostuna,
Koma bugünü yarına.
Yarın Hakk’ın divanına,
Varam Allah deyu deyu.

 

HAYATI

Doğum yeri hakkında bilgi yoktur. Yılı da bilinmez. Çeşitli söylentiler içinden, kaynaklarca  en fazla benimsenenler, 1238 ile 1240 yıllarıdır. Türk’tür. Soyunun, Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türk boylarından birine bağlı olduğu söylenir. Hayatı hakkındaki bilgiler, tam ve kesin değildir. Kimine göre Bolu kimine göreyse Eskişehir Sivrihisar’daki Sarıköy’de yetişmiştir. 

Hacı Bektaş-ı Veli’nin halifelerinden Horasanlı Taptuk Emre’nin öğrencisidir. Söylenceye göre; yetişmesi için, Hacı Bektaş-ı Veli tarafından özellikle Eskişehir’deki Taptuk Dergâhı”na gönderilmiştir. 

Türk halkının “Derviş Yunus” ve “Miskin Yunus” adıyla benimsediği Yunus Emre’nin değişik karakterler olduğu, çok sayıda, başka başka Yunuslar olduğu konusunda da şüpheler vardır. En güçlü ve inandırıcı iki faraziye şunlardır:

 I – Sözlerinden yola çıkılarak; Ahmet Fakih, Geyikli Baba, Mevlâna döneminde yaşamış olan kişi asıl Yunus Emre’dir.
II – Yine ona ait olduğu söylenen sözlerden hareketle Emir Sultan döneminde yaşadığı söylenen inandırıcı bir Yunus karakteri daha vardır. 

1320 ya da 1321 yılında, Eskişehir de; tüm hayatını aşkıyla yanıp tutuşarak geçirdiği, ondan gelen her şeyi nimet olarak gördüğü ve neşeyle karşıladığı yücelerin yücesi Rabb’imize kavuşmuştur.

Türkiye’de en az on ayrı yerde makamı yani mezarı olduğu sanılmaktadır. Anadolu’nun çeşitli yörelerinde, özellikle de batısında “Yunus Emre Makamı” olduğu iddia edilen bu yüzden ona ait olduğu farz edilen mezarlar vardır. Bu konuda da  hemen her bağımsız kaynakta farklı yaklaşımlar görülür.

Gerçekten gömülü olduğu yerse ona karşı kalpleri sevgiyle dolu olan Türk milletinin gönlüdür.


Yunus Emre [1238 ?-1321 ?]

———————————————————————————————————————

Sayın “Günay Tulun” tarafından yazılan ve kendisinden alınan özel izinle yayınlanan Yunus Emre’yle ilgili bu biyografi, birtakım araştırma ve birikimlerin ürünüdür. Alıntı yapılırken, emeğe saygı adına; isminin yazılmasını ve kaynak gösterilmesini rica ederiz.
ΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞ
*
*
%d blogcu bunu beğendi: