YURDAHAN TULUN

YAZIN HAYATI 
Yurdahan Tulunİlk yazıları, 1982-86 arasında, “Ankara Sanat Dergisi”nde yayınlandı. 

80’li yılların sonlarında, Le Journal d’Orient’da yayınlanan “Des Arméniens” başlıklı makaleyle büyük dikkat çekti.

Cumhuriyet gazetesinde, 29 Ocak 1996 pazar günü; “Ülkemizde Fransızcanın Dünü, Bugünü” başlıklı makalesi yayınlandı. Yoğun ilgi gören bu yazı, Paris’teki “Fransa – Türkiye Komitesi”nin bültenlerine girdi. 

Yurdahan Tulun’un ilk çevirisi, “Le Ventre de Paris”dir.
Daha önce Türkçeye kazandırılmamış bu eser, “Paris’in Karnı” adıyla yayınlanmıştır. Taşlama, bildiri ve polemik ateşleyicisi olarak kabul gören, politika kokulu bu Zola romanı, yirmi kitaptan oluşan Rougon, Macquart dizisinin üçüncüsüdür. Seri; Rougonlarla Macquartları anlatırken, dönemin gerçek tarihinden de kesitler sunar.

Émile Zola’nın pek bilinmeyen yapıtlarından olan 331 sayfalık bu kitap, 2005 yılında “Payel Yayınevi” tarafından basılıp yayınlanmıştır.  

Yurdahan Tulun, kitabın yayınından sonra aynı yıl içinde Fransa’ya giderek tanıtım faaliyetlerine katılmış, eseri Türk ve Fransızlara tanıtan yazısı, “Montereau Belediyesi”nin bülten dergisinde yayınlanmıştır.  

“P2aris’in Karnı”, çeşitli tarihlerde çeşitli gazete ve dergilerde tanıtılmış; 12 Haziran 2008 tarihli “Cumhuriyet Kitap”ın “Türkçe Günlükleri” köşesinde Feyza Hepçilingirler’ in önerdiği kitaplar arasında yer almıştır. 

Tulun, çalışmalarından fırsat buldukça, deneyim ve görüşlerini paylaşmak için edebiyatla ilgili söyleşi ve konferanslara
da katılmış; çeviri çalışmaları nedeniyle ara vermek zorunda kaldığı bu paylaşım çabalarının sonuncusu, 2012’de “Bilkent Üniversitesi”nde gerçekleştirilmiştir. 

Yayınlanan son çevirisi yine bir Émile Zola romanıdır. Yirmi kitaplık Rougon-Macquart dizisinin ilki olan bu kitabın orijinal adı “La Fortune des Rougon”dur. Payel Yayınevi tarafından 392 sayfa olarak basılmış ve “Rougonların Serveti” adıyla 27 Haziran 2013’te yayınlanmıştır.

Rougonların Serveti; değişik tarihlerde, çeşitli gazete ve dergilerde yer almış, 19 Eylül 2013 tarihli “Cumhuriyet Kitap”ta, “Vitrindekiler” bölümünde tanıtılmıştır.  

YT-Yazı1Kitapların yayınından sonra, birçok beğeni ve teşekkür mektubu almıştır ki; bunların arasından biri, onun için, manen büyük değer taşır. Çünkü gönderen kişi, kendisi gibi öğreten ve eğiten bir meslektaşıdır; Yann de Lansalut…

Türk dostu olarak bilinen Monsieur Lansalut, Fransız Notre Dame De Sion Lisesi müdürüdür.
10 Ekim 2013 tarihli mektubunda kısaca, üstün çevirileri için Yurdahan Tulun’a teşekkür eder. Yeni çeviriler beklediğini, daha da açıkçası “yeni çeviriler” istediğini yazar. 

YAŞAMI
Tam adı Şevki Yurdahan Tulun’dur. 25 Mart 1936’da, “Trakya’nın İncisi” olarak ün yapmış Lüleburgaz’da doğdu. İlkokulla ortaokulu burada okudu. Ardından İstanbul’a taşındılar. Lise öğrenimini, döneminde Türkiye’nin kalburüstü birkaç okulundan biri olan Pertevniyal Lisesi’nde tamamladı.

Mezuniyet sonrası, “İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi Bölümü”ne kaydoldu. Eğitimini burada sürdürürken, o zamanki tabiriyle “leyli meccani” bugünkü deyişle “bedelsiz yatılı” olan eğitim sisteminin sınavlarını da  kazanarak “İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu”na girdi. İki okulda birden okumak, sözde kolay ama eylemde zor iş. Hele her ikisinden de mezun olmayı başarabilmek!.. Hele hele o günün eğitim şartları içinde… O, bunu başardı.

Rougonların ServetiHer iki okuldan da mezun olunca, Fransızca öğretmeni olarak; önce Eskişehir Süleyman Çakır Kız Lisesi’nde, sonra da kitap sahibi değerli matematikçilerimizden Ülker Hanım’la yaptığı evlilik nedeniyle eş durumundan tayin olduğu Karadeniz Ereğli’deki “Karadeniz Ereğli Lisesi”nde görev yaptı.

Karadeniz Ereğli Lisesi’nde öğretmenlik yaparken, Belçika Hükûmeti’nin eğitim bursunu kazanarak Belçika’ya gitti. Orada, “Vrije Universiteit Brussel”deki eğitim programlarına katıldı.

1974 yılında açılan sınav sonucunda “Ankara Hacettepe Üniversitesi”nde öğretim görevlisi oldu.

Bu kez, 1979’da Fransa Hükûmeti’nin bursuyla Grenoble’ye gitti. Eğitim atölyelerinde, yeni eğitim teknikleri üzerine çalışmalar yaptı.

Hacettepe Üniversitesi’nde görev yaptığı dönemde, 1982 yılından itibaren Ankara Sanat Dergisi’nde yazmaya başladı.

Yazın Hayatı bölümünde söz ettiğim gibi 1980’lerin sonlarında yazdığı, Ermenilerle ilgili “Des Arméniens – Ermenilere Dair” başlıklı makalesi Fransızca olarak, “Le Journal d’Orient”da yer aldı. 

1989 yılında, “Fransız Devrimi”nin 200. yılı münasebetiyle verilen bursu da kazanarak Besançon’daki “Université de Franche-Comté”de yapılmakta olan Fransızca eğitim çalışmalarına iştirak etti.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA29 Ocak 1996 pazar günkü Cumhuriyet gazetesinde, “Ülkemizde Fransızcanın Dünü, Bugünü” başlıklı bir makalesi yayınlandı. Yazıda Fransızca’nın önemi anlatılarak, Galatasaray Üniversitesi’nin bir eşinin de Ankara’da açılmasının yararları üzerinde duruluyordu. Makalenin ses getirdiği ve Paris’teki “Fransa – Türkiye Komitesi”nin yayınladığı bültenlerde yer aldığı, bizzat arayan dönemin Fransız Büyükelçisi Fernand Rouillon tarafından kendisine iletildi.

Yurdahan Tulun’un bu önerisi; bazı milliyetçi mukallitlerini kızdırabilir. Vereceğim şu örnek farklı bir dil üzerine ama yine de düşündürücü: “Ermenistan Ermenileri” kendi yurttaşları için Türkçe öğrenimini desteklerken, soykırım meselesinde Ermeni arşivlerini incelemesinler diye Ermenice öğrenmek isteyen Türkleri engellerler. Sırf şu “Ermeni Meselesi” dikkate alınsa bile yabancı dil eğitimlerinin ne derece önemli olduğu görülür. Tabii ki, işletim programlarını Osmanlının yaptığı gibi yüze göze bulaştırmamak, ülkemiz aleyhine zarar verici faaliyetlere dönüştürmemek kaydıyla…

Ankara Sanat DergisiYurdahan Tulun, 1999’da tekrar İstanbul’a gelir ve bu kez Marmara Üniversitesi’nde görev alır. 2002 yılında da emekli olur. Emekli olduğu andan itibaren de Fransız edebiyatı üzerindeki çalışmalarına döner.

Hâlihazırdaki çalışmalarını, Türkçeye kazandıracağı yeni eserler üzerinde sürdürmektedir. 

İKİ YİĞİT İKİ DESTAN 
Yurdahan Tulun’un dedeleri her “Gerçek Türk” gibi birer adsız kahramandır.

Dedelerinden Bekir Sıdkı Bey; Oğuz soyundan gelen ve ilk Türk-İslam imparatorluğunu kuran, “Tulunoğulları”ndandır. Değerli bir Osmanlı hukukçusudur. İstanbul dâhil, imparatorluğun önemli bölgelerinde; müddeiumumi (savcı), müstantik (sorgu yargıcı), ağır ceza reisliği görevlerinde bulunmuştur. Ermenilerin Türklere uyguladığı soykırım yıllarında, Doğu illerimizi saran tifo salgınında ağır bir şekilde hastalanmasına rağmen, bulunduğu bölgenin en yüksek mülki amiri olması nedeniyle görev yerini terk etmemiş ve görev başında şehit olmuştur.

Büyük dede Şevki Bey ise bir Osmanlı subayıdır. Yaşadığı dönemdeki tüm savaşlara katılmış, emeklilik döneminde de vatan için çalışmaya devam etmiştir. İstiklal Savaşı sırasında Anadolu’ya asker ve silah sevkiyatını organize ettiği için düşmanın işbirlikçileri tarafından işgal kuvvetlerine şikâyet edilmiş, önce Edirne’ye sonra Yunanistan’a kaçırılmış ve Nafplion’da şehit edilmiştir. Zaten Yunanistan’a kaçırılma nedeni de gözlerden uzak bir yerde öldürülme düşüncesidir. Emekli olmasına rağmen ordudaki rütbesi nedeniyle bu işi açıkça yapmaktan çekinen Yunanlılar, Türklere karşı her zaman yaptıkları gibi bu olayda da kindarca davranmışlardır. Şevki Bey’i şehit ettikten sonra “Eceliyle öldü!” demişler, gerçek ölüm raporunu vermemişler, naaşını kaçırmışlar kabri başında bir dua etmek isteyen ailesine mezarını göstermemişlerdir. Bu tutumları da hunharca öldürüldüğü konusundaki söylentileri güçlendirmiştir. 

Şevki Bey olayını, “K. Galatasaraylılar” dergisinde yayınlanan Güray Tulun imzalı “Resim[*] adlı öyküden öğrenebilirsiniz. Daha on bir yaşındaki bir çocuğun tertemiz anlatımıyla kâğıda dökülmüş bu kısa öykünün, hırs ve ihanetin insanları götürdüğü noktayı göstermesi bakımından, ibretle okunması gerektiğine inanmaktayım. 

SANATÇI BİR AİLE
Yurdahan Tulun’un atalarından Tulunoğulları Devleti’nin kurucusu Ahmed Bey zamanında Mısır, edebî alanda en verimli dönemlerinden birini yaşamış, sanatçılar sürekli olarak korunmuştur. Bir asker ve devlet yöneticisi olmasına rağmen kendisinin de edebiyatla uğraştığı ve iyi bir şair olduğu söylenir. Oğul Hümaraveyh de babası gibidir. Sanatla uğraşması bir yana sanatçıları koruma altına almakta da onun yolundan gitmiştir. Bugünkü Kahire’nin temeli olan Fustat, onun döneminde, her birinin bir sanat harikası olduğu anlatılan “Kur’an-ı Kerim” ayetleri şeklinde tasarlanmış çiçek bahçeleriyle süslenmişti. 

Yurdahan Tulun’un büyük büyük dedelerinden biri de Komik-i Şehir ve Mızıka-yi Hümâyun mülazımı sânisi Abdürrezak Efendi’dir. Aile; çok sayıda edebiyat, tiyatro, sinema sanatçısı yetiştirmiştir. 

soz-mudafaanindirAnkara Radyosu’ndaki edebiyat programlarını bir zamanlar zevkle dinlediğimiz Demirhan Abdülvahap Tulunoğlu; yine bir zamanlar Radyo Çocuk Tiyatrosu ile değişik içerikli bazı radyo programlarını ilgiyle takip ettiğimiz ünlü Teğmenim şiirinin şairi gazeteci, yazar, şair Ayhan Hünalp; gazeteci yazar Oktay Kurtböke, bir dönemin ünlü sinema ve tiyatro aktörü Atıf Avcı, SCA Müzik Vakfı sanatçısı Yurdanur Şenyüz Tulun bunlardan yalnızca birkaçıdır. 

Yurdahan Tulun da “Orhan Boran, Pola Morelli ve Atıf Avcı”nın başrollerini paylaştığı 1952 yapımı Söz Müdafaanındır adlı sinema filminde rol almış ve Orhan Boran’ın oynadığı karakterin çocukluk dönemlerinden birini canlandırmıştır.     

 

*

Yurdahan Tulun [1936]

*

[*] Yazıya ulaşmak için, “Resim”
sözcüğünü veya bu satırı tıklayınız.

* * *

ΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞ
Günay Tulun tarafından hazırlanan; Yurdahan Tulun’la ilgili bu biyografi sayfası, araştırma ve birikimlerin ürünüdür. Bu nedenle alıntı yapılırken, harcanan emeğe saygı gösterilmesini ve kaynak belirtilmesini rica ederiz.
ΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞΞ

%d blogcu bunu beğendi: